411/2006
Sivas Kongresi’nde ve öncesinde memleketimizde bir ülkenin mandalığının, özellikle Amerikan mandasının kabulü üzerine hararetli tartışmalar yapılmaktadır. Özellikle Sivas ve Erzurum Kongresi kararlarının yedinci maddesinin mandayı kabul manasında olduğunu dayatmak isteyenler vardır. Mustafa Kemal’de bu maddeyi hatırlatır ve manasını açar ve devamında cümlelerde de yabancı sermaye hakkındaki görüşlerini ortaya koyar. Beraberce okuyalım.
“… Madde metni dikkatle okunur ve incelenirse ne manda ne de Amerika’nın mandaterliğini istemek düşüncesinin yer almadığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu noktayı açıkca göstermek için, söz konusu maddeyi aynen hatırlatmak isterim:
Madde 7 - Milletimiz çağdaş gayelerin büyüklüğüne inanır; teknik, sinai ve ekonomik durumumuzu ve ihtiyacımızı takdir eder. Bu itibarla devlet ve milletimizin hakimiyet ve bağımsızlığı ile vatanımızın bütünlüğünü korunmak şartıyla altıncı maddede belirtilen sınırlar içinde, milliyetin gereklerine saygılı ve memleketimizi ele geçirme emeli beslemeyen herhangi bir devletin teknik, sinai ve ekonomik yardımını memnunlukla karşılarız. Böyle adaletli ve insani şartları içine alan bir barışın bir an önce gerçekleşmesi, insanlığın güvenliği ve dünyanın huzuru adına başta gelen milli gayemizdir.”
Efendiler, bu maddenin hangi noktasında manda ve mandaterin Amerika olacağı görüşü vardır? Olsa olsa, “herhangi bir devletin teknik, sinai ve ekonomik yardımını memnunlukla karşılarız” sözlerinden manda düşüncesi çıkaranlar olabilir. Ancak, mandanın anlam ve gayesinin bu olmadığı bir gerçektir. Her zaman ve bugün bile, bu açıklık çerçevesinde yapılacak yardımları kıvançla karşılamaktayız ve karşılarız. Nitekim, Ankara - Ereğli ve Keller - Diyarbakır demiryollarının yapımı için bir İsveç firmasının; Kayseri - Sivas - Turhal hatlarının yapımı içinde bir Belçika firmasının teknik, sinai ve ekonomik yardımını severek kabul ettik. Söz gelişi, Ankara şehrinin ve diğer Anadolu şehirlerimizin bir an önce yapılıp kurulmasında olsun, öteki bütün kara ve demiryollarımızın, limanlarımızın yapımlarında olsun, teklifte bulunacak yabancı sermaye sahiplerinin severek kabul ederiz. Yeter ki, memleketimize sermaye getireceklerin içeride ve dışarıda devlet ve milletimizin hakimiyet ve bağımsızlığımızı ile vatanımızın bütünlüğünü bozmaya yönelmiş gizli emelleri olmasın. … “
Kaynak : sf.100 p.1
411/2006
Mustafa Kemal’in Erzurum Kongresi öncesi yakın arkadaşlarından çeşitli uyarılar almıştır. Arkadaşları, Mustafa Kemal’e kendini bu kadar ön plana çıkarmamasını, aksi takdirde faaliyetlerinin şahsi emellerin gerçekleştirilmesi maksadına dayandığı inancı uyandıracağı telkininde bulunmuşlardır. Mustafa Kemal’in bu görüşlere cevabı aşağıdaki gibidir.
“… vatanın her köşesini aynı dikkat ve duyarlılıkla savunma ve kurtarma çareleri bulmaya çalışmak hususlarını herhangi bir hey’etin gerçekleştirebileceğine inanmadığımı açıkca ifade etmek zorundayım. Çünkü, bende böyle bir kanaat var olsaydı, benim işbaşına geçtiğim güne kadar teşebbüs ve faaliyette bulunanların çalışmalarının sonuçlarını bekler ve istifa etmemek yolunu tutardım. Hükümet’e, Padişah ve Halife’ye karşı isyan gereği duymazdım. Aksine, ben de bazı iki yüzlü ve iki taraflı oynayanlar gibi görünüşte pek şatafatlı ve gösterişli olan, o günün Ordu Müfettişliği görevini ve Padişah Hazretleri’nin Yaveri sıfatını taşımakta devam ederdim. Gerçi, benim açıkca ortaya atılmamda ve bütün milli ve askeri hareketlerin başına geçmemde elbette sakınca vardı. Ancak o sakınca, başarısızlık halinde herkesten önce ve herkesten çok benim, en büyük ceza ve azaba uğratılmamdan başka bir şey olabilecek miydi? Oysa, bütün vatanın ve koskoca bir milletin ölüm kalım davası söz konusu olurken, vatanseverim diyenlerin kendi sonlarını düşünmelerinin yeri var mıydı?“
Kaynak : sf. 60 p.3
411/2006
Bir süre önce bir kaç sene önce aldığım Nutuk’u okumaya başladım. Daha önce bir okuma deneyimim olmuştu fakat kitabın çeyreğine dahi ulaşamadan sona ermişti. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi durumu düşününce, Nutuk’un günümüzü aydınlatacak önemli fikirler içerebileceğini düşünmekteyim. Ayrıca yakın dönem tarihimizi ilk ağızdan okumanın da ayrı bir heyecan olduğunu belirtmeliyim. Nitekim sonraki yazılarımda alıntılarda bulunacağım Nutuk, Kum Saati Yayınları tarafından günümüz Türkçe’sine daha uygun hale getirilmiş ve okuması daha kolay. Elimdeki kitap Şubat 2002 tarihli 5. baskısına aittir.
1507/2006
Daha önce bu sayfadan Acer 5672 aldığımı duyurmuştum. Bu dizüstü ile beraber ücretsiz gelen NTI cd yazıcı programının süper hoşuma giden bir özelliği var, DVD FIT. Çift katmanlı orjinal DVD’lerin içinden istemediğiniz altyazı ve ses dosyalarını çıkarıp bir güzel görüntüyü de sıkıştırarak piyasada rahatlıkla bulunan 4.7 GB’lık DVD’lere yazmanızı sağlıyor. Şu anda Karşı Pencere’yi bir DVD’ye yazımı bitmek üzere. Gelişmelerden sizi haberdar edeceğim.
Aferin Acer, aferin NTI.
1507/2006
apropos linux’unuzda yüklü man sayfaları içinde arama yapabilmenizi sağlayan komutun adıdır. Komutun adı aklınıza gelmediğinde hayat kurtarır.
Örnek kullanım :
> apropos bisküvi
kremini - adını unutulabilirsin ama tadını asla.
Yukarıda bahsi geçen komut Görkem Çetin’in Linux Doktoru adlı kitabından öğrenilmiştir. Bu kitabı bana veren Linux gönüllüsü Hüseyin Gömleksizoğlu’na teşekkür ederim.
1507/2006
Dün akşam, mahalle dvdcisinden kiraladığım Karşı Pencere filmini izledim. Film oldukça insanı içerden yakalayan duygusal bir yapıya sahip. Konu akıcı ve merak uyandırıcı. Başroldeki Giovanna harikulade. Kanımca, o gözleri seyir eylemeye doyum olmaz. Zaten Ferzan abi, kapanışı sadece gözlere odaklamış. Film, farkettirmeden, böyle bir anda değil, bir süreç içinde sizi içine çekiveriyor. Ve kendinizi özleştiriverirmiş buluyorsunuz Giovanna ablayla. (umarım doğru yazıyorumdur. Kendisi 74 doğumlu). Bu Ferzan Özpetek’ten izlediğim ilk film ve kesinlikle çok beğendim.
Karşı Pencere, bize ait olmayan, bizim dışımızdaki olgulara, hayatlara, insanlara bakışımızı ifade ediyor. Hani derler ya, hiç kimsenin tanrısı kendi köyünden çıkmaz diye, işte öyle bir durum. Karşı, arzu edilen erişilmesi güç şeyi ifade ediyor. Ama o karşı yakaya ulaştığımızda ve gerçekle yüzyüze geldiğimizde aslında aradığımızın o olmadığını anlayacağız. Ve bir seçim yapacağız, ya kendimize başka bir karşı pencere bulacağız, ya da eğer şanslıysak, kendimize kendi penceremizi gösterecek bir ayna edineceğiz.
Özetle, saadet bize o kadar yakın ki çoğu zaman gözlerimiz onu seçemiyor.
2606/2006
Assert
Java 1.4 ile gelen assert özelliği oldukça güzel tasarlanmış. C#’ın aksine assert dil içinde bir anahtar olarak tasarlanmış. Kullanımı sıradan
assert booleanExpression;
assert booleanExpression : errorMessage;
Java assertlerinin en güzel yanı package bazında enable disable edilebilmesidir. Zaten varsayılan olarak kapalı geliyor. Assert’leri devreye almak için JVM’e -ea ve -enableassertions paratmetresi geçmeniz gerekiyor. Ayrıca -da veya -disableassertions ile istediğiniz paketler için assert’leri kapatabilirsiniz. Sistem assertlerini açmak için -esa kullanmanız gerekiyor. Paket adı vermek için -ea:tr.com.sesam.turkuaz şeklinde kullanmanız gerekiyor.
Daha detaylı bilgi için Using Assertions in Java ve Programming with Assertions.
Diğer Ufak Konular
- Daha önce bildiğim kadarıyla her .java dosyası bir java sınıfına denk gelirdi. Bunun daha doğrusu her .java dosyası public bir sınıfa denk gelir. Yani ben bir dosya içinde birden fazla sınıf yaratabilirim ama bunlardan en fazla biri public olacak. sf. 364
- Java da bildiğiniz üzere C#’daki gibi property desteği yoktur. Propertyler set ve get metodları ile çözülür. Java jargonunda set metodlarına mutator methods, get metodlarına accessor veya query methods denmekteymiş. sf.372
- Gene jargon ile ilgili bir konu. Örneğin isEmpty gibi boolean dönen bir metodunuz var. Bu tür metodlara predicate methods deniyor. sf.373
- Java’da destructor metodunun adı finalize ve protected oluyor. Doğal olarak finalize paratmere alamıyor. sf.380
- Java’da static import diye bir özellik var. Bu özelliği kullanarak bir sınıfın statik üyelerini (metod veya değişken) tek tek ya da topluca ithal edebiliyorsunuz. Bunun faydası bu tür metodlar veya değişkenlerin sınıf adını kullanmadan direk kullanamabilmeniz. sf. 385
- Sınıftaki değişkenlerinizi final diye markalarsanız bütün constructorlarda atamalısınız ve bir daha da değiştiremezsiniz. sf. 386
- Java’dan ilginç ve bence kötü ifade edilen bir özelliği var package access. Yani bir sınıf üyeniz var ne private, ne public ne de protected. Bu üye java’nın sihirli elleriye birden package niteliği kazanıyor ve sadece paket içindeki sınıflardan erişilebiliyor. C#’daki internal’a karşılık geliyor hatırladığım kadarıyla. Bu bence oldukça kötü üretilmiş bir özellik. Nedenini yazmaya vaktim yok..
Not : Sayfa numaraları Deitel, Java : How To Program, 6th edition kitabının sayfa numaralarıdır.
2406/2006
Uzun süredir boşladığım blog’uma teknik bir yazı ile hız verelim diye düşündüm. Kendi teknik geçmişinden bahsetmek gerekirse .net ile beta 1′den bu yana haşır neşirim. Java ile ara sıra ilgilenmiştim. RMI ile bir kaç ufak uygulama yazmıştım ama ne IDE ile bir şeyler yaptım ne de bir kitap okudum. Turkuaz Framework’ün J2EE taşınma çalışmalarıyla beraber son gaz Java öğrenmekteyiz.
Java ile ilgili detaylara geçmeden dil hakkında aldığım izlenimi anlatayayım. Öncelikle Java’nın çıkışına bakacak olursak C++’ın eksikliklerini, bozukluklarını kapatmayı hedefleyen, en küçük elektronik cihazdan bilgisayarlara her kadar her türlü cihazda çalışabilecek bir dil hedefleniyor. C++’ın en büyük sorunu ne : bellek yönetimi, çözüm garbage collector. Ama hedef tek başına bu değil bir devrim yapmak. Dolayısıyla anladığım kadarıyla Java’yı ilk tasarlayanlar bunun minimal bir dil olması çok özen göstermişler. Örneğin structure yok, programcının tanımladığı bütün tipler object olmak zorunda, enumeration J2SE 5.0 ile geldi, switch’ler string ile çalışmıyor, hatta switch’ler longlarla bile çalışmıyor. Devam, operator overloading yok, variable-argument list gene J2SE 5.0 ile geldi. Ayrıca Java multiple inheritance’ı desteklemiyor; bence çok da iyi yapıyor. Yani minimal bir dil, öğrenmesi daha kolay bir dildir demiş olabilirler. C++’a hakim olmak yıllar alıyor.
Her neyse geçelim detaylara.
Aşağıdaki java kodları J2EE 1.4‘de derlenmiştir.
Dizi Tanımlamaları

Yukarıdaki koddan anlaşılacağı üzere a, c, d birer dizi, b ise standart bir tam sayı olmaktadır. Dikkat edileceği üzere counter değişkeni for bloğu dışında geçerli değildir. Buradan şöyle bir soru türetebiliriz, for’dan önce counter diye bir değişken tanımlasaydık ne olacaktı? Java buna izin vermiyor ve eclipse hemen duplicate local variable hatası veriyor. Fakat counter metod dışında tanımlı bir sınıf alanı veya statik bir değişken olsaydı.

Şimdilik bu kadar. Umarım devamını getireceğim.
1205/2006
İsrail’de askerliğin 18 yaşında olduğunu duymuştum. Fakat kadınların da silah altına alındığını bilmiyordum. Stumbleupon sağolsun bir kadın fotoğrafçı gözünden İsrail’in kadın askerlerinin görüntülerini buradan görebiliyoruz. 18 yaşında 2 sene boyunca askerlik.. Çekilmesi zor iş.
505/2006
40m2′lik muhteşem bir yaşam alanı.
Ev diyemiyorum çünkü alıştığımız evlerden çok farklı. Şeffaf bir yaşam tarzı..
Tıklayın görün.