2706/2009
22 Haziran ‘09 günü evliliğimin 1. yılı doluyor. Haliyle, bu özel günü kutlamak için mekan arayışına giriştim. Bu sene 22/06 pazartesi gününe denk geldiği için, eşimle cumartesi günü kutlamanın uygun olacağını düşündük. Mekan kriterleri arasında seçkin, fazla gürültü patırtı olmayan ama canlı müzik yapılan, ufak da olsa bir dans pisti olan, yemekleri güzel bir yer geliyordu.
Gel gelelim, koca İstanbul’da bu kriterlere uyan, günün anlam ve önemine yakışan bir yer bulmakta zorlandık. Genelde dans edilen yerler orta seviyede bir mönüye sahip oluyor. Üst kalitede bir mönüsü olan, gerçek bir şefin elinden çıkan restoranlarda ise dans olayına pek girilmiyor. Sanırım orta üst ya da üst sınıf bu dans işinden pek hoşlanmıyor.
Araştırıp soruşturma sonucu, bütçe kriterleri de göz önüne alınarak, Otantik Haydarpaşa‘dan yer ayırttırdım. Mekan, internetteki resimlerden güzel ve hoş gözüküyor. Haftanın bazı geceleri milonga ve salsa geceleri düzenleniyor. Restoran, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi kampüsünde yer alıyor. Hayalimde, deniz manzarası da olan bir yer vardı. Açık havada güzel bir yemek yiyip bir kaç romantik parçada da dans edebileceğimizi düşünmüştüm.
İşi garantiye almak için Cuma akşamı Otantik Haydarpaşa’yı ziyarete gittim. Mekan’ın güleryüzlü ve ilgili bir işletmecisi var. Gündüzleri cafe, akşamları restoran olarak hizmet veriyor. Müzik olarak güncel canlı pop müzik yapılıyor. Mekan, temiz ve bir cafe için hoş bir dekorasyona sahip. Öte yandan, mekanın manzarası sadece Haydarpaşa Hukuk Fakültesi binasının yan cephesinden oluşuyor. Herhangi bir deniz manzarası bulunmuyor. Pop müzik de günün anlamına uymadığını düşünmeye başladım. Ayrıca evlilik teklifini süpriz olsa da organize bir şekilde yapamamış olmam ve bunun İLK evlilik yıldönümü olması da çekincelerimi artırdı.
Bu arada planı ifşa etmek gibi büyük bir hatada bulundum. Serap, beğenmediğini belirten tavırlar takınmaya başladı. Bu da benim asabımı bozdu. İnsan evlenince mutluluğu karısının mutluluğuna endeksleniyor. Haliyle o mutsuz olunca siz de oluyorsunuz.
Bu olan bitene rağmen kararımı değiştirmedim. İşlerimi organize edip çeşitli süprizlerle aşkımı memnun edebileceğimi düşünüyordum. Cuma akşamı kafamda çeşitli planlar yaptım. Planlarım arasında özel bir pasta almayı ve bunun romantik bir şarkıyla sunulması, masa düzenine güller eklenmesini düşündüm.
Cumartesi sabahı ilk iş, yemek sonrası için bir pasta ayarlamak olacaktı. Kalp şeklinde özel bir pasta olmasını istiyordum. Altıntepe, Bostancı civarında Kuğu, Mado ve Komşu Fırın pastanelerini dolaştım. İstediğim türde bir pasta bulamadım. Özel yapım bir pastanın en az bir gün önceden sipariş edilmesi gerektiğini anladım. Haliyle daha ilk adımda batınca içine düştüğüm sıkıntıdan bana afakanlar bastı.
Aniden planı değiştirip krizden çıkış planına aramaya koyuldum. Kızkardeşim, Hale, Divan Kalamış’ı tavsiye etti. İnternetten biraz inceledim. Mönü fiyatlarına ulaşamasam da maliyetinin kafamda yaklaşık 150-200 ytl olacağını düşündüm. “Madem bu kadar para harcayacağım, bütçe kısıtlarımı da bir kenara bırakayım gidebileceğimiz en güzel yere gidelim.” düşüncesiyle “Lacivert”in internet sitesine girdim. Lacivet’in sitesinde mönüsü ve fiyatları bulunuyor. Kafamdaki hesaba göre 200-250 ytl arasına eksiksiz bir yemek yiyebilirdik.
Hemen “Lacivert Restoran“ı arayıp yerimi ayırttım. Ayrıca yemek sonrası için bir pasta ısmarladım. Ne yazık ki rezervasyon geç saate kaldığı için denize yakın bir yer bulamadım ama sonuçta bahçede açık havada güzel bir yerimiz olacaktı. Böylece kafam da rahata kavuştu.
Eşime planın değiştiğini süpriz ve seçkin bir restorana gideceğimizi söyledim. Cumartesi sabahından itibaren sürücü kursunda olduğu için planları ondan habersiz yapabilmiştim. Bundan sonra hanımların malum koşuşturması başladı. Kaş, saçlar, kıyafetler vs. derken saat 19:30 oluvermişti. Beklediğim saatlere de değmişti netekim. Sevgilim bir prenses oluvermişti. Saçları, kaşları, makyajı, elbisesi, her şeyi eksiksizdi, birtanemin güzelliğini tamamlıyordu. Ben de ona yakışabilmek için damatlık takımlarımı (terziye satenlerini çıkarttıktan sonra) giydim.
Rezervasyonu 20:30′a yaptırdığım için tam vaktinde restoranda bitiverdik.
Mekan’a girişte valeler sizi hemen karşılıyor. Merdivenlerden aşağı inerek deniz kıyısına restoran bölümüne geçiyorsunuz. Mekana girişten itibaren ağırlığı farkedildiği için mutluluk belirtisi olumlu sinyaller alıyorsunuz. Haliyle bu da hoşunuza gidiyor.
Masamıza yerleştik. Manzaramız bir masayla bölünse de boğaza hakimdik. Güneş boğazın tepeleri arkasına saklanmış, gecenin karanlığı yavaş yavaş bastırmaktaydı. İlk iş, internette methini duyduğum “Alaturka Balık Çorbası”nı ısmarladık. Bir süre sonra Balık çorbalarımız geldi. Boğazın büyüsüne kapılıp seyre dalmıştık. Bu sebepten geçen sürenin de pek farkında değildik. Gecenin keyfini çıkarmaya çalışıyorduk. Çorba lezzetine doyulmaz güzellikte idi. İçinde çeşit çeşit balıklar, midye ve midye kabuğu da vardı. Domates de kullanılmıştı. İkimiz de keyifle çorbamızı yudumladık.
Peşisıra Uskumru Dolma ve Tereyağlı Karides ısmarladık. Balığın yanında güzel gideceğinden “beyaz şarap” içmeye karar verdik. Lacivert’in Fransa, Şili vb. ülkelere ait zengin bir şarap mönüsü var. Tabii bu şaraplardan tatmak size küçük bir servete malolabiliyor. Dolayısıyla garsonumuzun tavsiyesiyle kaliteli yerli bir şarapta karar kıldık. Ana yemek olarak da, gene internetteki yorumlara dayanarak, Çipura Izgara da karar kıldık.
Hava artık kararmıştı. Bir yandan Lacivert’in aynı adlı teknesi karşı yakadan yeni konuklarını taşırken, ABD, Fransa bayraklı koca yatlar yanaşıyordu. Yan masamızda ise çenesi düşük bir adamla, bayan partneri oturmaktaydı. Konuşmalara zorunlu olarak kulak misafiri olmuştuk. Sonradan anladığımız kadarıyla nişanlılarmış. Ortada dönen sohbet iki sevgilinin herhangi bir akşamda herhangi bir kafede yapacağı düzeydi. Şunu yaptım, şöyle oldu, şuna posta koydum, vs. Peşisıra, kadının ilişkiden eziyet çektiği belirtmesiyle geveze adamın kapanmayan çenesinden çıkan sesler de yükseldi. O an, bizim masada çok özel bir gece yan masada ise herhangi bir akşam yemeği yaşandığını farkettik. Anladık ki, para illa saadet getirmiyor. Biz de, her gece Lacivert’te yemeğe muktedir olsaydık yan masadakilerin durumunda olabilirdik. Halbuki bu gece bizim gecemizdi, bize özel ve güzeldi.
Çipura ızgaralarımız da geldi. Balık tadına doyulmaz güzellikteydik. Yanında da közlenmiş bütün bir sarımsak vardı. Sarımsakların acısı gitmiş ve çok helva kıvamındaydı. İkimiz de çok beğendik. Şunu belirtmeliyim ki o gece yediklerim hayatımın en lezzetli yemeğiydi.
Yemeğimizi yerken çok yakın bir mesafeden dakikalarca süren bir havai fişek gösterisi gerçekleşti. Sanırım, şu ana kadar en yakından izlediğim havai fişek gösterisiydi. Yanmış barut kokusu burunlarımıza kadar ulaşmıştı.
Gecenin son bölümünde ise süpriz pastamız gelmişti. Beraber mumlarını üfleyip söndürdük ve kestik. Garsonlar biz teklif etmeden fotoğraf çekmek için atıldı. Geceden anı olarak da elimize bu fotoğraf kaldı.
